HIGHLIGHTED
YORUM
Justine Emard’ın Co(AI)xistence isimli video yerleştirmesi üzerinden insan ve makine arasındaki ihtimallere dair.
Justine Emard ve Simbiyotik Diyalektik
Burak Öztürk

Sanatın parametrelerinden birinin de tarih olduğu olgusunu gözden kaçırmaya teşneyiz. Fakat sanatın teknik ilerlemeyle kurduğu parallelikten ötürü, ve tekniğin de tarihle olan ilişkisinden ötürü, tarihten bağımsız düşünemeyiz onu. Onların arasındaki ilişki, Hegelci anlamıyla söylersek, temel olarak tarihin bir us açınımı süreci, estetiğin ise bu us açınımlarının potansiyalitelerini önceden tespit edebilmesinden ve her türden us açınımının örtük alanlarını, dolaylılıklar üzerinden açığa çıkarmasından kaynaklı. Tarih ve sanat arasındaki tek ilişkilenim bu olmasa bile en çarpıcı olanı burada, ussallıkta yatıyor. Öyleyse bugün sanat, tarihiyle yeniden hizalanmak için usun açınımını takip ve tahayyül etmeye devam etmeli. Üstelik bunu eskisi gibi teoriye boğularak, kavramsallıkla yapmaya mecbur da değil artık. Arthur Danto'nun saptadığı, tarihsel ilerleme sürecinin sanatı içinden dışına fışkırttığı, sanatın kendi bilincine ulaşmasına neden olduğu ve bu yüzden de sanatı kavramsal, teorik kıldığı, kılmak zorunda bıraktığı noktayı geride bıraktık. Danto yanıldı, gelen şey sanatın sonu değildi, yalnızca yeni bir safhasının başlangıcıydı. Şöyle ki, Danto'nun bahsettiği şey aslında mutlak insan sanatının sonuydu ama burada hesaba katılması gereken farklı bir nüans daha var, Danto'ya bir ek yapmamız gerekiyor: Sanatın sonunda farklı türden bir insansızlaşma var (Ortega y Gasset'çi anlamıyla insansızlaşma değil bu bahsettiğimiz, radikal ve yabancı bir ussallaşma ama aynı zamanda insansızlaşma, diyelim ki [insan] sanatının sonunda gelen, Hegelci anlamıyla ussal bir diyalektik ihtiyacı. Sanatın insansızlaşmasıyla asıl kastedilen bu olmalı). Dolayısıyla bundan böyle sanat için insan, makine ve simbiyotik sanat olmak üzere daha üst bir kategorilendirme yapmak gerekli gözüküyor.

Justine Emard, Co(AI)xistence, 2017 © Justine Emard - ADAGP
Sanatın özbilincine ulaşmasından sonra, Danto'cu jargonla söylersek sanatın teoriye dönüşmesinden sonraki dönemece geldik. Sanatın sonundan sonra ne geliyor? Elbette başka türlerin sanatı. [İnsan] Sanat tarihini bir veri paketi olarak görüyoruz artık. Sahiden, makineyi besleyecek bir veri paketi o. Fakat bu yakıştırma sanatın değerinden bir şey de kaybettirmiyor, yalnızca teknolojinin yüceliği karşısındaki zayıflığını gösteriyor. Zira teknik dediğimiz kavram her zaman bir sınırsızlığı içeriyor ya da en azından sınırsızlığı idealleştiriyor; çünkü sahiden, kaynaklar el verdikçe de sınırsız o, tıpkı usun da sınırsız olduğu gibi. Tekniğin yüceliği karşısında hissettiğimiz zayıflık ne sadece teolojik temellerden kaynaklanıyor ne de sadece sanata özgü bir zayıflık bu, aksine, insana dair her şeyde git gide kendini göstermeye başlıyor. Tekniğe git gide bağımlı kalırken, kendimize has nitelikleri de tekniğin alanına naklediyoruz ve kendimizin sahip olduğu bilişsel nitelikleri tekniğin kapsamaya ve yoğunlaştırmaya başlamasına tanık oluyoruz. Teknik, usu dünyada aktüalize ediyor; usun niteliklerini nesneye aktarıyor ve tarih sahnesinde usun açınlanmasını birinci elden aktüalize ediyor. Sanat ise usun açınlanabileceği potansiyeliteleri ya da tekniğin açınlandığı örtük ussal nitelikleri saptıyor, tini estetik üzerinden sanat yapıtında aktüalize ediyor. Usun hem içerikle hem de biçimle kurduğu ilişkileri, başka bir deyişle tekniğin elinden kaçırdığı (ya da ivmeci estetik perspektifinden söylersek, tekniğin yalnızca kapital ve askeri ilişkiler uğruna geliştirilmesinden, aktüalize edilmesinden ötürü göz ardı ettirildiği) ilişkileri açığa çıkarıyor. Yine de makineyi bu devasa insan sanatının tarihsel paket veri bütünüyle beslemekle de yetinmeyeceğiz, zira bu, Hegelci tarihsel-teleolojik süreci ilerletmezdi. Öyleyse bizce, tam anlamıyla ivmeci bir estetik için makineye sezgiyi [intuition] entegre etmenin zorunluluğu aşikâr gözüküyor.

Co(AI)xistence © Justine Emard / Adagp, Paris 2020 - photo by Mike Patten
Justine Emard'ın Co(AI)existence video enstalasyonu tam da bunu yapıyor, Robot Alter'e belli bir seviyede hem insani sezgiyi entegre ediyor hem de onu bir insan dansçıyla ML (Machine Learning) teknolojisi üzerinden bir araya getirip eserini simbiyotik kılıyor. Emard'ın eserinin en çarpıcı içerimlerinden biri fenomenolojik, bilincin dış dünyaya gömülü olduğu savını takip ediyor, uyguluyor. Emard'ın makinesi tam da bu yüzden insanvari biçimde bilinçli olmaya diğer makinelerden bir adım daha, farklı bir nitelikle yaklaşıyor. Çünkü Emard, makinesini uzay ve zamanın ayırdına vardırtıyor ve böylece Kant'